Top Stories

Grid List

Netanyahu’yu Kim İşletti?

Orta Doğu

 

Netanyah’nun BM Genel Kurulu konuşmasındaki skandal, sadece sunumun ve içeriğinin gülünçlüğüyle sınırlı değil.

 

“İran, Tahran’ın Turquzabad bölgesinde şimdiye kadar açıklanmamış olan gizli bir nükleer depoya sahip. Onu ilk kez şu an ben açıklıyorum.

Bunu, bugün ilk kez ben ifşa ediyorum: İran’ın Tahran’da gizli bir tesisi var, bu gizli nükleer depoda İran’ın gizli nükleer programıyla ilgili çok miktarda araç ve madde bulunuyor.

Burası görünüşte basit bir halı yıkama yeri. Tıpkı başkent Tahran yakınlarında İran’ın nükleer belgelerinin saklandığı Şurabad gibi...”[1]

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, BM Genel Kurulu’nda İsrail’in o “dillere destan” istihbarat servisinin kendisine verdiği bilgilerle “İran’ın gizli nükleer tesisini” işte bu cümlelerle “ifşa etti!

Şurabad zaferinden Turquzabad skandalına

Netanyahu, geçtiğimiz nisan ayında da birçok uluslararası kanalın canlı olarak yayımladığı bir gösteriyle yine“ İran’ın gizli nükleer programını ifşa etmişti!”

Yine “dillere destan” İsrail istihbaratı, yine “eşsiz bir operasyonla” Tahran’ın Şurabad bölgesinde İran’ın gizli nükleer programıyla ilgili “yarım ton belge”ele geçirmişti ve Netanyahu da bunları açıklayarak İran’ın dünyayı kandırdığını ispat ediyordu.[2]

Ancak “dillere destan” İsrail istihbarat servisinin bu “eşsiz operasyonu” sayesinde Netanyahu’nun 30 Nisan’da yaptığı bu “muhteşem gösteri”nin, Amerikan Başkanı Trump’tan başka müşterisi çıkmadı.

Gerçi amaç da zaten İran’la 5+1 arasında yapılan nükleer anlaşmadan çekilip çekilmeyeceğini 12 Mayıs’ta açıklaması beklenen Trump’ı etkilemekti.

Nitekim Netanyahu “yarım tonluk Şurabad belgeleri” eşliğinde yaptığı gösteri ile zaten etkilenmeye can atan Washington’u etkilemeyi başarmış ve Trump, 12 Mayıs’ı da beklemeden nükleer anlaşmadan çekilmişti.[3]

Ancak Netanyahu’nun 27 Eylül’de BM Genel Kurulunda fotoğraflar eşliğinde, yine İran’ın nükleer programıyla ilgili yaptığı ifşaat her açıdan skandal oldu.

Turquzabad skandalı

Netanyah’nun BM Genel Kurulu konuşmasındaki skandal, sadece sunumun ve içeriğinin gülünçlüğüyle sınırlı değil.

Çünkü dünya zaten Netanyahu’nun münazaraya katılan lise öğrencisi düzeyindeki sunumlarına alışkın.

Ayrıca onun da İsrail rejiminin de mantığı bilindiği için dünya zaten onun söylediklerinin içeriğiyle değil, zamanlaması ve öngördüğü hedefiyle ilgileniyor.

30 Nisan’daki gösterisiyle ABD Başkanı Trump’ı etkilemeyi başaran Netanyahu, 27 Eylül’deki anlattığı Turquzabad hikayesine Amerikalı istihbarat yetkililerini bile inandıramadı.

Bu kez Amerikalı istihbarat yetkilileri, Netanyahu’nın hikayesini “yanıltıcı”[4] diye nitelendi.

Elbette Netanyahu’yu zor durumda bırakan şey anlattığı Turquzabad hikayesinin gülünç içeriğinden ibaret değil.

Zira İsrail rejiminin ırkçılığına, işgalciliğine ve BM kararlarını çiğnemesine dair yaptığı izahların yanında “İran, bir halı yıkama atölyesini gizli nükleer tesis olarak kullanıyor” iddiası son derece ciddi kalıyor.

Turguzabad “işletmesi”

Netanyahu’yu zor durumda bırakmaktan da öte, endişelendirmesi gereken asıl şey, o “dillere destan” istihbarat servisinin kendisine anlattırdığı hikayenin mekanı ve kurgusu.

Netanyahu’nun hikayesinin mekanı olan “Turguzabad”, İran’da halk arasında bir yerin mevcut olamayacak kadar sapa olduğunu anlatmak üzere bir istiare olarak kullanılıyordu.

Çoğu kimse de aslında böyle bir yerin mevcut olmadığını, Turguzabad’ın sadece bir deyim olduğunu düşünüyordu.[5]

Netanyahu’nun bu açıklamasından sonra bölgeye akın eden gazeteciler “Dokuzabad”, “Darkuzabad” diye söylenişleri de olan Turquzabad’ın Tahran’ın güneyindeki Rey’e bağlı bir köy olduğunu keşfetti.

Selçuklulara başkentlik yapan Rey şehri, modern dönemde Tahran’ın büyümesi sebebiyle bugün başkentin güney banliyöleri arasında yer alıyor. Turguzabad da buraya bağlı ve Tahran-Kum karayolu yakınlarında bir köy.

Şehrvend gazetesinin Turquzabad’ın tarihine, coğrafyasına, sosyolojisine, ekonomisine dair çok ayrıntılı ve aynı zamanda da çok eğlenceli haberinden öğrendiğimize göre Turguzabad’ın adı, halkının memnuniyetsizliğinden dolayı Fatımiye diye değişmiş.[6]

Ancak nüfusunun yarısı Afganlı göçmenlerden oluşan köyün isminin yer aldığı levhada “Şehit perver Fatımiye’ye hoş geldiniz”yazısı içinde Fatımiye’den sonra küçük de olsa “Turguzabad” yazısı hala korunuyor.

 

Netanyahu’nun konuşmasının, günlerdir İranlı sosyal medya kullanıcılarının eğlencesi haline gelmesinin ilk sebebi, “gizli nükleer tesis” hikayesinin mekanın Turguzabad olmasıydı.

Çünkü o konuşmaya kadar İranlılar için “Turguzabad”, gerçekte var olmayan ve sadece abartı ve alay için kullanılan bir istiareden ibaretti.

Netanyahu, ise İran’ın Turguzabad’da bir halı yıkama atölyesinde gizli bir nükleer tesis kurduğunu “ifşa ediyor” hatta İran halkının güvenliğini ve sağlığını düşünerek bu tehlikeli tesise karşı uyarıda bulunuyordu.

Ancak Turquzabad’ın bir istiare değil, objektif gerçekliği olan bir köy olduğunun anlaşılması da İranlı sosyal medya kullanıcılarının eğlencesini bozamadı.

Çünkü “Google Earth” veya navigasyon programları yardımıyla köyü keşfeden muhabirler, Netanyahu’nun fotoğrafını gösterdiği “halı yıkama atölyesi görünümlü gizli nükleer tesisi” gezmeye başladı.

Elbette Netanyahu’nun “dillere destan”gizli servisinin “tesisin” bulunduğu sokağın adını “Mahir” diye vermesi yüzünden örneğin Hemşehri gazetesi muhabirinin tesisi bulması biraz güç oluyor.[7]

“Gizli nükleer tesisin” çevresinde herhangi bir bekçi, polis veya asker bulunmadığı için sokağın isiminin “Mahir” değil, “Mehr” olduğu; ancak çevrede bisikletle dolaşan çocuklar sayesinde öğreniliyor ve nihayet tesise giriliyor.

Netanyahu’nun gösterdiği binanın “halı yıkama atölyesi görünümlü bir gizli nükleer tesis” değil, “gizli nükleer tesis görünümünden eser olmayan bir halı yıkama atölyesi” olduğu gazetecilerin ve meraklı vatandaşların paylaştığı görsellere yansıdıkça sosyal medya kullanıcılarının eğlencesi de artıyor.

Turquzabad, Mossad’ın tuzağı mı Mossad’a tuzak mı?

Turquzabad’a dair bilgiler arttıkça Netanyahu’nun kasten yanıltıldığına dair kanaatler de güçlenmeye başladı.

Sosyal medya kullanıcılarının dışında bu kanıyı ilk dile getiren resmi yetkili İran’ın nükleer müzakere ekibinden Abbas Arakçi oldu.

Arakçi Turquzabad’la ilgili görüşünü soran devlet televizyonu muhabirine kahkaha atarak “Ciddi ciddi birilerinin Netanyahu’yu işlettiğini düşünüyorum”[8] dedi.

Bu “işletme” meselesiyle ilgili olarak sosyal medyada iki senaryo var. Birincisine göre Netanyahu, iç politikadaki güç ve iktidar çekişmeleri sebebiyle bizatihi kendi istihbarat servisi tarafından işletildi ve itibarsızlaştırılmak istendi.

İkincisine göre ise İran istihbaratı, Turquzabad hikayesini İsrail istihbaratına olta olarak attı.

İsrail rejimi de Amerika ve Körfez’deki uygun ortamı değerlendirmek, Rusya ile olan geriliminde kendince dikkatleri İran’a çekmek için BM Genel Kurulu toplantısını fırsat olarak gördü; bu yüzden de oltaya takıldı.

Eğer ikinci senaryo doğruysa İran istihbaratı, Turquzabad istiaresinden yararlanarak İsrail rejimini ve çok övündüğü istihbarat servisini gülünç duruma düşürüp itibarsızlaştırmış oldu.

Bununla birlikte bu kepazelik Netanyahu’nun ve İsrail rejiminin kaygılanmasını gerektirecek düzeyde değil. Zira şu an Rusya ile yaşadığı krizin yanında bu, ödül gibi kalır.

Ancak eğer birinci senaryo doğruysa kendi istihbarat servisi tarafından işletilip itibarsızlaştırılan Netanyahu, kişisel olarak ne kadar kaygı duysa az.

Çünkü içine düşülen bu onur kırıcı durumdan Allah’tan başka her şeyden haberdar olduğu var sayılan İsrail istihbaratının değil Netanyahu’nun sorumlu tutulacağı açık.

 

Alptekin DURSUNOĞLU

Yönetimde Bulunduğum Sürece İhvan'ın Rolü Yok

Orta Doğu

Mısır Cumhurbaşkanı darbeci Abdulfettah es-Sisi, yönetimde bulunduğu sürece İhvan'ın Mısır'da hiçbir rolünün olmayacağını söyledi.

 

İsrailli askeri uzman Avri Barisuf, Hizbullah'ın askeri gücüne ilişkin ilginç açıklamalarda bulunarak; “Hizbullah İsrail'e yönelik stratejik saldırı yapabilecek konumda ve İsrail’i tekrar ortaçağ karanlığına mahkum edecek güce sahip” dedi.

İsrail’in Hizbullah'ın elindeki füzelerden tamamen yok edemeyeceğini kaydeden Avri Barisuf; “Çünkü Hizbullah 2006 yılından bu zamana kadar füzelerini nasıl muhafaza ederek saklayacağını öğrendi” dedi.

Hizbullah'a ait füzelerin tespit edilmesinin zor olduğunu vurgulayan İsrailli askeri uzman Hizbullah füzelerinin isabet oranına ve etkisine işaret ederek; “Hizbullah ile olası bir savaş şuan için Tel Aviv'e ağır sonuçlar verecektir” ifadelerini kullandı.

 

Uganda'da heyelan: 40 kişi hayatını kaybetti

Afrika

 Uganda'da heyelan: 40 kişi hayatını kaybetti


Almanya'da son dönemde etkisini artıran ırkçı parti AfD, yaklaşan eyalet seçimleri için Bavyera'da İslam karşıtı bir reklam hazırladı. Bilboardlara asılan pankartlarda şu ifadeler yazıyor: "Her yıl Müslümanların sayısı artıyor. Bu yüzden AfD'yi seçin"

Almanya'da 14 Ekim Pazar günü gerçekleştirilecek olan eyalet seçimlerine sayılı günler kaldı. İslam karşıtlığı ile bilinen ırkçı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin oy oranının artması beklenirken Başbakan Angela Merkel'in kardeş partisi Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) partisine destek azalıyor.

Bavyera’da 1954’ten beri yüzde 43 oy oranının altına düşmeyen CSU’nun oylarındaki gerileyişten en çok faydayı anketlerdeki yüzde 10-14’te gözüken oy oranıyla Almanya için Seçenek (AfD) adlı Türk ve İslam karşıtı partinin sağlaması bekleniyor.

Irkçı parti AfD daha önce hazırladığı İslam düşmanı söylemler içeren seçim kampanyasına bir yenisini daha ekledi. Kampanya adına hazırladığı pankartlarda "Her yıl müslüman sayısı artıyor. Bu yüzden AfD'yi seçin." yazıyor.


Yeni bir hükümet krizini tetikleyebilir

Hıristiyan Sosyal Birlik’in (CSU) anketlere göre en fazla yüzde 35 oy alması bekleniyor. Almanya Başbakanı Angela Merkel’in Hıristiyan Demokrat Birlik'inin (CDU) kardeş partisi CSU ile yaşadığı gerilimin ardından, Bavyera'da yaşanacak büyük oy kaybı ülkede yeni bir hükümet krizini de tetikleyebilir.

Merkel’in 2015’te ülkeye bir milyon göçmenin girişine izin veren kararının ardından koalisyon ortağı CSU lideri ve İçişleri Bakanı Horst Seehofer ile yaşadığı gerilim bu yılın Temmuz ayında bir hükümet krizine dönüşmüştü. İstifadan vazgeçirilen göçmen karşıtı Seehofer’in daha sonra Eylül ayında Chemnitz’deki ırkçı saldırılarla ilgili İç İstihbarat Servisi şefine sahip çıkması da koalisyonun küçük ortağı Sosyal Demokratlar’ın (SPD) tepkisine yol açmıştı.

Advertisement